DOLAR
Alış: 44.82
Satış: 45.00
EURO
Alış: 52.41
Satış: 52.62
GBP
Alış: 60.32
Satış: 60.77
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
24.04.2026
100 Görüntüleme
O Soğuk Günde Bir Yabancıya Yemek Aldım… Ertesi Gün Açtığım Not Hayatımı Değiştirdi
- Dondurucu bir günde, sadece bir yabancıya bir dürüm ve kahve almak istemiştim… ama elime sıkıştırdığı o buruşuk kağıt parçası, görmezden gelebileceğim bir şey değildi. O akşam hava kemikleri sızlatacak kadar soğuktu. Tek istediğim biraz sıcaklık, sıcak bir duş ve sessizlikti. Ama köşedeki tezgâhın önünden geçerken durdum. Orada oturuyordu. Üzerinde eski, uyumsuz kıyafetler vardı. Titreyen elleriyle yanında kıvrılmış küçük köpeği ısıtmaya çalışıyordu. “Biraz sıcak su… lütfen,” diye fısıldadı. Satıcı onu kovdu. Köpek hafifçe inledi. Bir an durdum. Sonra “İki kahve, iki dürüm,” dedim. Yemeği verdim, dönüp gidecektim ki elime bir kağıt sıkıştırdı. “Bunu evde oku,” dedi. Unuttum. Ertesi akşam buldum. Açtım. İlk satırda nefesim kesildi. “Annenin son mektubunu hâlâ çekmecede saklıyorsun.” Elim titredi. O mektubu kimse bilmiyordu. Kimseye göstermemiştim. Devamını okudum. “Kapının arkasındaki çivide asılı olan gri palto… onu atamadın. Çünkü vedalaşamadın.” Boğazım düğümlendi. Bu artık rastlantı olamazdı. Son satıra geldiğimde kalbim hızlandı: “Yarın aynı saatte gel. Bu sefer senin soruların olacak.” O günde uyuyamadım. Defalarca düşündüm. Bir şaka mıydı? Beni tanıyan biri mi? Ama o adamı hayatımda ilk kez görmüştüm. Ertesi gün aynı saatte geri döndüm. Hava yine soğuktu. Aynı köşeye baktım. Yoktu. Tezgâhın önüne gittim. Satıcıya sordum. “Dün burada oturan yaşlı adam nereye gitti?” Satıcı omuz silkti. “Burada her gün onlarca kişi oturur. Kimi soruyorsun?” “Yanında küçük bir köpek vardı.” Adam biraz düşündü. “Ha… şu sessiz olan mı? Sabah erkenden gitti. Bir daha görmedim.” İçimde garip bir boşluk oluştu. Geri dönmek üzereydim ki yerde küçük bir iz fark ettim. Karton bir kutunun parçasıydı. Üzerinde köpeğin battaniyesine benzer bir kumaş parçası vardı. Yanında da küçük bir kağıt. Eğilip aldım. Bu sefer yazı daha düzgündü. “Geç kaldın. Ama bu da bir cevap.” Kağıdın arkasında bir adres yazıyordu. Bir an tereddüt ettim. Sonra gitmeye karar verdim. Adres, şehrin eski bir mahallesindeydi. Yıllardır uğramadığım bir yer. Dar sokaklar, eski binalar… Kapıyı buldum. Paslı bir zildi. Bastım. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı. “Buyurun?” “Elimdeki not… burada yazan biri…” dedim. Kadın bir an durdu. Gözleri yumuşadı. “Sen misin?” diye sordu. Şaşırdım. “Beni tanıyor musunuz?” Kapıyı açtı. “İçeri gel.” Küçük bir salondu. Duvarlarda eski fotoğraflar vardı. Bir köşede küçük bir köpek yatağı… ama boştu..
- “Dün gördüğün adam,” dedi kadın, “benim kardeşimdi.” Kalbim sıkıştı. “Nerede şimdi?” Kadın derin bir nefes aldı. “Bu sabah vefat etti.” Dünya bir an sessizleşti. “Nasıl…?” “Uzun zamandır hastaydı,” dedi. “Ama son günlerinde dışarı çıkmak istedi. İnsanları görmek… belki birine dokunmak.” Elimdeki kağıda baktım. “Peki… beni nasıl biliyordu?” Kadın hafifçe gülümsedi. “Çünkü seni yıllardır görüyordu.” Ne demek istediğini anlamadım. Kadın duvardaki bir fotoğrafı işaret etti. Yaklaştım. Fotoğrafta genç bir adam vardı. Yanında bir çocuk… Ve o çocuk bendim. Bir anda her şey yerine oturdu. “Bu… bu mümkün değil…” Kadın başını salladı. “Küçükken annen seni sık sık bu mahalleye getirirdi. Kardeşim seni tanırdı. Yıllar sonra seni burada tekrar görmeye başladı. Ama yanına gelmeye cesaret edemedi.” Gözlerim doldu. “Dün neden bana o notu verdi?” Kadın sessizce cevap verdi: “Çünkü sana söylemek istediği şeyler vardı. Ama zamanı kalmadı.” Elimdeki kağıdı sıktım. “Peki… ne söylemek istedi?” Kadın yavaşça masaya gitti. Küçük bir kutu getirdi. “Bunu sana bırakmamı istedi.” Kutuyu açtım. İçinde eski bir fotoğraf ve küçük bir not vardı. Notta şunlar yazıyordu: “Bazen insanlar, hayatımıza geri dönmek için doğru anı bekler. Ama her zaman o an gelmez. Dün bana bir dürüm aldın. Ama aslında bana bir fırsat verdin. Sana söyleyemediklerim için üzgünüm. Ama şunu bil… sen hiç yalnız değildin.” Gözyaşlarımı tutamadım. O an anladım. Ben ona yardım ettiğimi sanmıştım. Ama aslında o, bana yıllardır eksik olan bir parçayı geri vermişti. O günden sonra o köşeden her geçtiğimde duruyorum. Belki bir daha onu göremeyeceğim. Ama artık biliyorum ki… Bazen en küçük iyilikler, en büyük gerçekleri ortaya çıkarır. Ve bazen bir yabancı sandığın kişi… aslında seni senden daha uzun zamandır tanıyordur.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


