Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Ana Sayfa 26.05.2026 2 Görüntüleme

Beş yaşındaki bir kız çocuğu banyodan titreyerek çıktığında, anne kapı aralığından gerçeği gördü

1 / 2

5 yaşındaki Elif banyodan çıktığında küçük elleri havluyu öyle sıkı tutuyordu ki, sanki bir çocuk bir kumaşı değil de son sığınağını kavramış gibiydi.

İstanbul’un Üsküdar’daki eski ama saygın bir mahallesinde o ev dışarıdan bakıldığında tamamen sıradandı. Beyaz badanalı duvarlar, pencere önünde fesleğen ve sardunya saksıları, antrede pirinç bir kapı zili, kandil gecelerinde yakılan ışıklar, hafta sonu ailece yapılan ibadetler ve komşulara karşı hep güler yüzlü görünen bir hayat… Zeynep Türkçe öğretmeniydi. Eşi Murat ise özel bir bankada müdürdü. Herkes Murat için “şimdiki babalara benzemiyor, çocuğuyla çok ilgili” derdi.

—Şanslısın Zeynep, böyle eş herkese nasip olmaz. Kızını yıkıyor, uyutuyor, masal bile anlatıyor.

Zeynep de bir zamanlar buna inanmıştı.

Elif doğuştan narindi. Büyük gözler, ince bir ses, korktuğunda annesinin eteğine saklanma alışkanlığı… Gülüşüyle evi aydınlatan bir çocuktu. Ama son aylarda sanki o gülüş yavaş yavaş evden çekilip alınmış gibiydi.

Murat her gece aynı şeyi söylerdi:

—Elif son zamanlarda uyuyamıyor. Banyo onu rahatlatıyor. Bu bizim baba-kız zamanımız.

Başta Zeynep’e bu çok doğal ve hatta güzel gelmişti. Birçok evde babalar çocuklarıyla bu kadar yakın olmazdı. Murat’ın iyi bir baba olmaya çalıştığını düşünmüştü.

Ama zaman uzamaya başladı.

10 dakika değil.

20 dakika değil.

Bazen 1 saat. Bazen daha da uzun.

Zeynep kapıya vurduğunda içeriden hep aynı ses gelirdi:

—Bitti işte. Her şeye bu kadar panik yapma.

Elif dışarı çıktığında gözleri yerde olur, dudakları kurumuş, yüzü solgun olurdu. Havluya kendini sıkıca sarardı. Bir gece Zeynep saçlarını kurutmak için elini uzattığında Elif aniden titremişti. Sadece bir an… Başkası görse önemsemeyeceği kadar kısa bir an.

Ama bir annenin gözü hiçbir şeyi kaçırmazdı.

O gece yemek sessiz geçti. Murat telefonda iş konuşuyor, Elif ise yemeğini karıştırırken sürekli banyoya bakıyordu; sanki orası karanlık bir kuyuymuş gibi.

Uyumadan önce Zeynep onun yanına oturdu. Odada küçük bir gece lambası yanıyordu. Elif kumaş bebeğini göğsüne bastırmıştı.

—Elif, babanla banyoda ne yapıyorsunuz, bu kadar uzun sürüyor?

Elif hemen gözlerini kaçırdı.

—Söyle kızım, annenden saklama.

Çocuğun kirpikleri doldu ama sesi çıkmadı.

Zeynep’in içi bir anda buz kesti. Elif’in küçük elini tuttu.

—Anne kızmaz. Asla kızmaz.

Elif’in dudakları titredi.

—Babam… banyodaki oyunları kimseye söylemememi söylüyor.

Zeynep nefesini tuttu.

—Nasıl oyunlar?

Elif başını salladı. Gözyaşları yanaklarına düştü.

—Söylersem sana kızacağını… ve evi terk edeceğini söylüyor.

Zeynep onu kucakladı ama içi paramparça olmuştu. Çocuğun saçlarını okşarken çok alçak bir sesle dedi ki:

—Anne asla seni bırakmaz. Asla.

O gece Zeynep, Murat’ın yanında yatarken uzun süre gözlerini kapatamadı. Murat derin uykudaydı, nefesi sakindi; sanki hiçbir şey kırılmamış gibiydi. Zeynep’in zihninde ise tek bir cümle çekiç gibi vurup duruyordu: “banyodaki oyunlar.”

Sabah kendine “abartıyorum” dedi. “Yanlış anlamış olabilirim.” Ama bir annenin korkusu bazen durmayan bir alarm gibidir.

Ertesi gece Murat yine aynı şeyi söyledi:

—Hadi Elif, baba seni yıkasın.

Elif annesine baktı. O bakış yardım isteyen değil, sanki vedaya hazırlanan bir bakıştı.

Zeynep ilk kez hiçbir şey söylemedi. Sadece sessizce bekledi.

Üst kattaki banyoya çıkan kapı tam kapanmamıştı, aralık kalmıştı. Zeynep yalın ayak koridora çıktı. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki duvarların bile duyacağını sandı.

Aralıktan içeri baktı.

Ve o an dünyası sessizce, geri dönülmez biçimde parçalandı.

Zeynep çığlık atmadı. Belki de onu ayakta tutan tek şey buydu.

Geri çekildi, titreyen elleriyle telefonunu aldı, Elif’in küçük çantasını dolaptan çıkardı ve merdivenlerden aşağı indi. Mutfakta anahtarları alırken parmakları o kadar uyuşmuştu ki demet yere düştü.

Üst kattan Murat’ın sesi geldi:

—Zeynep? Ne oldu?

Zeynep bir an dondu. Sonra Elif’in çok hafif bir ağlama sesi duyuldu.

İşte o ses onu harekete geçirdi.

Arabaya ulaşır ulaşmaz 112’yi aradı. Boğazı kurumuştu ama kelimeler çıktı:

—Kocam 5 yaşındaki kızımı istismar ediyor. Lütfen hemen polis gönderin.

Polis 7 dakika içinde geldi. Zeynep için o 7 dakika 7 asır gibiydi. Evden uzakta, kapının önünde ağlayarak bekledi. İçeri girmeye cesaret edemedi; Murat’ın Elif’i susturmasından korkuyordu.

Polis yukarı çıktığında içeriden bağrışmalar geldi. Murat çığlık atıyordu:

—O benim kızım! Sadece yıkıyordum!

Ardından Elif’in parçalanmış gibi çıkan çığlığı duyuldu.

Resim
1 / 2

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp