DOLAR
Alış: 46.05
Satış: 46.23
EURO
Alış: 53.30
Satış: 53.51
GBP
Alış: 61.65
Satış: 62.10
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
23.04.2026
163 Görüntüleme
4 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞU EVLAT EDİNDİK
- Karım Leyla ile yıllarca çocuk sahibi olmayı denedik. Başarısız olunca, evlat edinme fikrini o ortaya attı. Bu fikir ikimize de çok doğru gelmişti. Aylarca süren bekleyişin ardından Ada ile tanıştık; henüz bebekken koruyucu aile sistemine girmiş, pırıl pırıl gözleri olan 4 yaşında bir kız çocuğuydu. Eve geldiği ilk günden itibaren bize sımsıkı sarıldı; henüz işlemler resmileşmeden bile bize “Anne” ve “Baba” demeye başladı.
- Ancak onu eve getirmemizden tam bir ay sonra, işten eve geldiğimde Ada koşarak yanıma geldi ve minik kollarıyla bacaklarıma dolandı. Sesi titriyordu. “Gitmek istemiyorum,” dedi. Şaşkınlıkla önünde diz çöktüm. “Nereye gitmek tatlım?” Dudakları titredi, gözleri doldu. “Bir daha gitmek istemiyorum. Seninle ve annemle kalmak istiyorum.” İçimi buz gibi bir ürperti kapladı. Saçlarını okşayarak, “Böyle bir şey olmayacak,” diye söz verdim. Ama o sırada koridorda Leyla belirdi; yüzü bembeyazdı ve bakışları okunmaz bir haldeydi. “Konuşmamız lazım,” dedi soğuk bir sesle. Ada’yı, her şeyin yolunda olduğuna dair söz vererek odasına gönderdim. Burnunu çekerek gitti ama minik kalbinin korkuyla çarptığını hissedebiliyordum. Odasının kapısı kapanır kapanmaz Leyla bana döndü, çenesi kaskatı kesilmişti. “Onu geri vermeliyiz.” Kulaklarıma inanamadım. “Ne?” diye kekeledim. Bana asıl sebebini açıkladığında, dehşet içinde bir adım geri çekildim. Leyla’nın gözlerinde daha önce hiç görmediğim, nefretle karışık bir korku vardı. Elinde, Ada’nın sosyal hizmetlerden gelen o kalın, şeffaf dosyası duruyordu. Dosyanın arasından eski, kenarları kıvrılmış bir fotoğraf karesi çıkardı ve mutfak masasının üzerine adeta bir zehirli sarmaşık bırakıyormuş gibi fırlattı. “Bu fotoğrafa bak,” dedi sesi titreyerek. “Gerçekten bak.” Masaya yaklaştım. Fotoğrafta yirmili yaşlarının başında, bir hastane yatağında kucağında yeni doğmuş bir bebekle gülümseyen genç bir kadın vardı. Kadının yüzü tanıdık gelmiyordu ama arkasında duran, elini kadının omzuna koymuş olan adama baktığımda kanımın çekildiğini hissettim. Bu adam Gökhan’dı. Leyla’nın on beş yıl önce hayatını kabusa çeviren, ailesini dağıtan ve hapse girmeden hemen önce her şeyimizi elimizden alan o karanlık adam.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


