DOLAR
Alış: 44.77
Satış: 44.95
EURO
Alış: 52.68
Satış: 52.89
GBP
Alış: 60.39
Satış: 60.84
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
21.04.2026
33 Görüntüleme
Hamileyken Kocam Beni Kız Kardeşim İçin Terk Etti, Ama Onların Düğün Gecesi
- Banu, Lale ve Melis benim kız kardeşlerim. Ben ise en büyükleri, Selma’yım. Aramızda ilk evlenen bendim; Ferhat’a sırılsıklam aşıktım. O benim için kusursuzdu: çekici, sıcakkanlı ve kararlı. Evliliğimizin ilk zamanları masal gibi mutlu geçiyordu. Ancak Ferhat’ın bir gün karşıma geçip “Konuşmamız lazım,” demesiyle tüm dünyam başıma yıkıldı. Gözlerimin içine baka baka, “Banu hamile,” diye itiraf etti. İnanamayarak, “Kız kardeşim mi?” diye sordum. “Çocuk benden,” diye cevap verdi. Bunun kasıtlı olmadığını, kız kardeşime “aşık olduğunu” söyledi. Sonraki adım boşanmaktı ve utanmadan benden Banu’yu suçlamamamı istedi. Yıkılmış bir halde, sessizce kalakaldım. Bu iğrenç ihanet ailemizi ikiye böldü, arkadaşlarımız ve komşularımız arasında bir orman yangını gibi yayıldı. Yaşadığım bu ağır stres ve kalp kırıklığı yüzünden, karnımdaki masum bebeğimi kaybettim. Banu ve Ferhat, sırf doğacak çocuk uğruna annemle babamın da desteğini alarak kendilerine gösterişli bir düğün yaptılar. Ben ise yalnızlığı seçtim. Onların düğün gecesi, evde bir battaniyeye sarılmış halde sabaha kadar film izleyerek acımı unutmaya çalışıyordum. Derken diğer kız kardeşim Melis’ten bir telefon geldi. Sesi titriyordu ve inanılmaz heyecanlıydı. “Selma, buna inanamayacaksın! Üzerine bir kot, bir kazak, ne bulursan geçir ve hemen düğünün yapıldığı restorana gel. Şimdi! Bunu kesinlikle kaçırmak istemezsin!” Beni apar topar oraya çağırmasına sebep olan ve Ferhat ile Banu’nun o iğrenç kutlamasını darmadağın edecek olan o büyük şok neydi? Telefon elimde titrerken, Melis’in söylediklerini idrak etmeye çalışıyordum. Oraya gitmek, benim hayatımı çalan o iki insanın sahte mutluluğunu görmek isteyeceğim en son şeydi. Ama Melis’in sesindeki o acil, hatta adeta zafer dolu tını beni yerimden kaldırdı. Üzerimdeki battaniyeyi fırlatıp attım. Aceleyle bir kot pantolon ve siyah bir kazak geçirdim sırtıma. Saçlarımı alelade toplayıp arabamın anahtarlarını kaptığım gibi gecenin karanlığına karıştım. Düğünün yapıldığı o şatafatlı, lüks restoranın önüne geldiğimde kalbim göğüs kafesimi kıracakmış gibi çarpıyordu. Kapıda beni Melis ve diğer kız kardeşim Lale bekliyordu. İkisinin de yüzünde, bunca zamandır hissettiğimiz o ağır kederin yerini almış, garip bir heyecan ve intikam parıltısı vardı. “Melis, neler oluyor? Neden buradayım?” diye sordum nefes nefese. Melis koluma girdi, dudaklarında ince bir gülümsemeyle, “Sadece sessiz ol ve bizimle gel abla,” dedi. “İnan bana, bu gece adalet yerini bulacak.” Beni restoranın personel girişinden, loş bir koridordan geçirerek devasa balo salonunun en arka kısmına, karanlık bir köşeye soktular. Salon hınca hınç doluydu. Ferhat’ın o çok değer verdiği “prestijli” ailesi, annem, babam ve tüm akrabalar oradaydı. Herkesin dikkati sahnedeydi. Ferhat, elinde mikrofonla sahnenin tam ortasında duruyordu. Üzerinde özel dikim beyaz bir damatlık vardı. Hemen yanında, abartılı gelinliğinin içinde, şişkin karnını gururla tutan Banu duruyordu. Yüzlerinde o mide bulandırıcı, sahte ve kibirli mutluluk ifadesi vardı. “Bugün burada,” diyordu Ferhat mikrofonun yankılanan sesiyle, “aşkın ne kadar güçlü olduğunu, bazen beklenmedik yollardan gelse de eninde sonunda kalbinizi bulduğunu kutluyoruz. Banu bana sadece aşkı değil, yakında kucağımıza alacağımız bu küçük mucizeyi de verdi.” Midem kasıldı. Gözlerimi kapatıp oradan gitmek istedim ama Melis elimi sımsıkı tuttu. “Bekle,” diye fısıldadı. “Şimdi başlıyor.” Ferhat sözlerini bitirip, “Şimdi sizin için hazırladığımız, aşkımızın hikayesini anlatan o kısa videoyu izleyelim,” dediğinde, salonun ışıkları karardı. Sahnenin arkasındaki devasa beyaz perdeye bir projeksiyon yansıdı
- Ancak ekranda romantik müzikler eşliğinde dönen fotoğraflar yoktu. Görüntü titredi ve aniden loş bir kafenin güvenlik kamerası veya gizli çekilmiş bir telefon kamerası açısına dönüştü. Ekranda Banu vardı. Karşısında ise Ferhat değil, mahalleden hepimizin tanıdığı, Ferhat’ın da eski iş ortaklarından olan Hakan oturuyordu. Salonda buz gibi bir sessizlik oldu. Kimse ne olduğunu anlamamıştı. Ferhat’ın kaşları çatıldı, DJ kabinine doğru bir şeyler işaret etti ama ses çoktan tüm salona yayılmıştı bile. Ekranda Banu’nun o kibirli sesi yankılandı: “Tabii ki Ferhat bebeğin kendisinden olduğuna inanıyor Hakan. O kadar kör kütük aşık ki ve çocuk sahibi olmayı o kadar çok istiyordu ki, babalık testi falan aklının ucundan bile geçmedi.” Salondan eşzamanlı bir şaşkınlık nidası koptu. Birileri çığlık attı. Ferhat’ın elindeki mikrofon büyük bir gürültüyle yere düştü. Ekranda Hakan gergin bir şekilde, “Banu, bu çocuk benim! Onu başka bir adamın büyütmesine nasıl izin verirsin?” diyordu. Banu ise iğrenç bir kahkaha atarak cevap verdi: “Saçmalama Hakan! Senin neyin var? İflas etmiş bir adamsın! Ferhat’ın parası, statüsü, bize sunacağı lüks bir hayat var. Çocuğumuz prensler gibi yaşayacak. Benim ablamı gözünü kırpmadan harcayan adam, bizim için bir para makinesinden başka bir şey değil. Sadece çeneni kapalı tut yeter!” Video aniden kapandı ve ışıklar yandı. Koca balo salonunda ölüm sessizliği hakimdi. Sadece annemin arka masalardan kopan feryadı duyuldu. Gözlerim Ferhat’a kaydı. Yüzündeki bütün kan çekilmiş, kireç gibi bembeyaz olmuştu. Omuzları çökmüş, gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Hayatını üzerine kurduğu o “büyük aşk” ve “mucize bebek” yalanı, yüzlerce insanın önünde paramparça olmuştu. Benim hayatımı mahvederken hissettiği o kibir, yerini dipsiz bir çukura bırakmıştı. Banu panik içinde ağlamaya başladı. “Ferhat! İnan bana, montaj bu! Biri bize oyun oynuyor, yalvarırım dinle!” diyerek Ferhat’ın koluna yapıştı. Ama Ferhat ona öyle bir iğrentiyle baktı ki, sanki karşısında bir yılan varmış gibi kolunu şiddetle geri çekti. Banu dengesini kaybedip yere kapaklanırken, Ferhat hiçbir şey söylemeden, tek bir kelime bile etmeden sahneden inip salonun çıkışına doğru koşar adım uzaklaştı. Ferhat’ın ailesi öfkeyle bağırıyor, Banu yerde hıçkırıklar içinde kıvranıyordu. Melis bana dönüp göz kırptı. Videoyu onun mu bulduğunu, Hakan’ın mı gönderdiğini hiçbir zaman sormadım. O an hissettiğim tek şey, omuzlarımdan kalkan o devasa yüktü. Karanlık köşeden çıktım. Yüzümde, aylardır ilk defa gerçek, huzurlu bir gülümseme vardı. Restoranın kapısından çıkıp geceye karışırken, arkamda bıraktığım o enkazın artık benimle hiçbir ilgisi kalmadığını biliyordum. Adalet bazen geç gelirdi ama geldiğinde, herkesin hak ettiğini tam olarak verirdi.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


