DOLAR
Alış: 44.66
Satış: 44.84
EURO
Alış: 52.65
Satış: 52.86
GBP
Alış: 60.30
Satış: 60.75
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
29.03.2026
2484 Görüntüleme
Sınıf arkadaşları, babası baba-kız dansına gelemediği için 7 yaşındaki bir kızla alay etti
- Sınıf arkadaşları, babası baba-kız dansına gelemediği için 7 yaşındaki bir kızla alay etti Diğer çocuklar babalarıyla dans ederken, o pistin ortasında tek başına kaldı… ve sonra beklenmedik bir şey oldu Okulun spor salonu o akşam ışıklar, müzik ve kahkahalarla doluydu. Ama küçük Elif için her şey bambaşkaydı. 45 yaşındaki annesi duvara yaslanmış, lavanta rengi prenses elbisesiyle heyecanla gelenleri izleyen kızını izliyordu. Elif günlerdir bu geceyi hayal etmişti… ve en çok da babasının gelip gelmeyeceğini. Annesi gerçeği söyleyemedi. Umudu kırmak istemedi. Elif önce annesinin yanında durdu, diğer çocukların babalarıyla dans edişini izledi. Sonra yavaşça annesinin elini bıraktı. Kapıya yakın bir yerde bekleyecekti… çünkü babası gelirse onu ilk o görecekti. Kapı her açıldığında umutla başını kaldırdı. Ama gelen her seferinde başkasıydı. Zaman ağır ağır geçerken, annesi artık dayanamayacak hale geldi. Tam kızını alıp götürmek üzereydi ki… Okul aile birliğinden, kendini beğenmiş bir kadın olan Melisa, Elif’in yanına geldi. Sahte bir gülümsemeyle eğildi ve alaycı bir sesle konuştu: “Bu bir baba-kız dansı. Baban yoksa burada olmamalısın.” Etraf sessizleşti. Kimse bir şey söylemedi. Elif başını eğdi, elbisesini sıkıca tuttu… ama cevap vermedi. Ve tam o anda… Elif başını eğdi, elbisesini sıkıca tuttu… ama cevap vermedi. Ve tam o anda… Kapı bir kez daha açıldı. Bu sefer içeri giren kişi diğerlerinden farklıydı. Üzerinde resmi bir üniforma vardı; koyu lacivert, omuzlarında rozetler parlıyordu. Salondaki birkaç kişi başını çevirip baktı. Adam hızlı ama kararlı adımlarla içeri girdi, etrafı süzdü… ve gözleri Elif’te durdu. Elif de başını kaldırmıştı. Bir anlığına nefesi kesildi. “Baba…?” diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulmayacak kadar zayıftı. Adam bir an tereddüt etti. Yüzünde hem yorgunluk hem de derin bir kararlılık vardı. Sonra yavaşça Elif’e doğru yürümeye başladı. Salonun içindeki fısıltılar arttı. Az önce hiçbir şey olmamış gibi davranan insanlar şimdi dikkatle izliyordu. Melisa kaşlarını çattı. “Bu da kim?” diye mırıldandı. Adam Elif’in önünde durdu. Dizlerinin üzerine çöktü ki göz hizasına gelsin. Yumuşak bir sesle konuştu: “Ben biraz geç kaldım sanırım.” Elif’in gözleri doldu. “Gerçekten geldin mi?” dedi titreyerek. Adam hafifçe gülümsedi. “Sana söz vermiştim, değil mi?” Annesi birkaç adım geride, şaşkınlıkla onları izliyordu. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Bu anı beklemişti ama bir yandan da artık olmayacağına kendini inandırmıştı. Melisa araya girdi, sesi sertti: “Affedersiniz, bu etkinlik baba-kız dansı. Herkes kafasına göre—” Adam ayağa kalktı ve sakin ama otoriter bir şekilde konuştu: “Tam da bu yüzden buradayım.”
- Elif’in küçük eli hâlâ elbisesinin kumaşını tutuyordu. Adam yavaşça elini uzattı. “Benimle dans eder misin?” Elif bir an durdu. Gözleri hâlâ doluydu ama bu sefer içlerinde utanç değil, umut vardı. Küçük parmaklarını adamın eline bıraktı. Müzik o anda yavaş bir parçaya geçti. Sanki her şey tam zamanında olmuş gibiydi. Adam dikkatle Elif’i dans pistine götürdü. İlk başta Elif çekingen adımlar attı. Ama adam sabırla onu yönlendirdi. Birkaç saniye sonra Elif’in yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Sonra o gülümseme büyüdü. Etraflarındaki insanlar izliyordu. Biraz önce alay eden çocuklar bile sessizleşmişti. Adam, Elif’i hafifçe döndürdü. Elif’in elbisesi etrafında uçuştu. Tıpkı aynanın karşısında hayal ettiği gibi… gerçek bir prenses gibiydi. Elif gülerek, “Beni bırakmayacaksın değil mi?” dedi. Adam başını salladı. “Asla.” Bir süre sonra Elif’in annesi yanlarına yaklaştı. Gözleri hâlâ yaşlıydı. “Sen…” diyebildi sadece. Adam derin bir nefes aldı. “Görevdeydim. Gelmem imkânsız görünüyordu… ama denedim. Çünkü onun beni bekleyeceğini biliyordum.” Elif annesine baktı. “Ben söyledim ya, geleceğini biliyordum,” dedi gururla. Annesi gülümsedi, bu sefer içi acımadan. Melisa ise biraz uzakta, sessizce duruyordu. Az önce söylediği sözlerin ağırlığı yüzüne yansımıştı. Kimse artık ona bakmıyordu bile. Müzik bittiğinde salonda hafif bir alkış yükseldi. Önce birkaç kişi, sonra neredeyse herkes alkışlamaya başladı. Ama en önemlisi, Elif’in yüzündeki o ışıltıydı. Adam eğilip Elif’e fısıldadı: “Biliyor musun, bazen insanlar her şeyi bilemez. Ama kalbin doğruyu hisseder.” Elif başını salladı. “Ben hep seni hissediyordum.” Gece ilerledikçe Elif artık yalnız değildi. Dans etti, güldü, diğer çocuklarla konuştu. Ama en çok, babasının elini hiç bırakmadı. Salondaki herkes için bu sadece bir etkinlikti. Ama Elif için bu gece, umut etmenin ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir masala dönüşmüştü. Ve o akşamdan sonra, kimse Elif’e bir daha “yalnız” demedi. Çünkü bazen en önemli şey, birinin gerçekten gelip gelmeyeceği değil… bir çocuğun, o kişinin geleceğine inanmayı asla bırakmamasıdır.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


